|
|
1. Eğer bizi kahve makinasının başında ya da sigara molasında yakalarsanız muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik.
2. Evdeki ilaçlarnız iyi gelmiyorsa hemen bizi telefonla arayın.Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır.
3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın, biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz.
4. Gazete okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız, çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler, güncel takip ederler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma firsatını yakalamış olursunuz.(Doğru... Sabah ve Hürriyet gazetelerine göre belki kanserin çaresi 100 kere bulunmuştur!!!)
5. Doktorlar sınırsız insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler. İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek bile zorunda değilsinizdir, doktor önceki soruya cevap vermekteyken,yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. ÜSTELIK, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz, ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora HESAP SORMA hakkınız vardır.
6. Bize kolay kolay teşekkür etmeyin. Nasıl olsa para veriyorsunuz ve köle satın alıyorsunuz.
7. Doktor olurken nasıl olsa HIPOKRAT YEMINI ettik ya, doktorları ızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz, ama işiniz düştüğünde hiç utanmadan yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa hipokrat yemini etmişlerdir.
8. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil...
9. Ilacin acı olduğundan veya iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz, çünkü sizi doktor hasta etmiştir ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır.
10. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü allahın cezası doktor sizi kasıtlı olarak kanser etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir çocuk doğurmanızı istemektedir.
11. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır.(Doğru... biraz zaman sonra yolculuklarda kendimi doktor değil jeodezi mühendisi diye tanıtıyordum. Allah'ın cezası herifin teki İstanbul'dan Osmaniye ye kadar mütemadiyen ailesindeki her bireyin hastalıklarından ayrı ayrı bahsetmişti.)
12. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir, doktor eşidir ya, bilir.
Dr. Esat ORHON'dan alintidir.
''Erkekler ağlamaz.'' ''Erkekler korkmaz.'' ''Erkekler karı gibi gülmez.'' Derken ortalik dul kadindan geçilmiyor. Zira zavalli erkekler genç yasta Hakk'in rahmetine kavusuyorlar. Siz hiç kapı komsusuna sabah kahvesine gidip karisini çekiştiren erkek gördünüz mü? Fare görünce bağıran? ''Bu ara sinirlerim zayıf'' deyip habire ağlayan? Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya. Lakin daha ilk gün ayaklarina mavi patik giydirmek suretiyle ''Ağır ol bakalım!'' diyoruz. ''Ne alakası var mavi patikle?'' demeyin. Mavi soguk ve ciddi bir renktir. Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf degildir o patiklerin rengi. Düsünülmüs, tasinilmis, seçilmistir. Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir: Sen erkeksin. Erkek olmanin gerekleri vardir. Ömrünün sonuna kadar bunlari yerine getirmekle yükümlüsün. Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı. Içine ata ata ne kadar yasayabilirsen artık. Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz. Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu unutmamandir.
Misal,
aşık oldun. Sakin belli etme. Bırak karşındaki yansın tutuşsun. Sen ağır ol. Molla desinler yeter ki aşık demesinler.
Misal,
Sevgilinden ayrildin. Sakın ağlayıp sızlama. Yine bırak karşındaki yıkılıp sürünsün. Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır. Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor.
Misal,
Eve hırsız girdi. Karınla yataktasınız. Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz. Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karının ayaklarına! Ne renk patikleri? Pembe. Ya hırsızınkiyle seninki? Mavi. Kural, Mavililer boğuşacak. Pembeliler bağıracak. Herkes görevini bilsin. Ta doğumhanede yapıldı bu iş bölümü.
Misal,
Eşinle kavga ettin. Ne yapacaksin? Hiç. işine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın. ''Ay Ismail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti'' diyemezsin. Karın o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve eşliğinde arkadaslarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe.
Misal,
Evde aniden bir böcek peydahlandı. Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karının gitmesi hiçbir ise yaramaz. Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mi? Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar? Tam tersine aşka gelip karının üzerine tırmanmaya bile kalkışabilir. Ama mavi... Bırrrrr.
Misal,
Savaşa gidilecek. Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik. Sen hiç ''Vatan sağolsun'' diye bağıran Ayşecik gördün mü? Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında ''Size baba diyebilir miyim amca?'' diyordu.
Ve hatırladığım kadarıyla omuzunda tüfek falan da yoktu. Diyeceğim, Mavi patikli olmak zor zanaat.
özellikle de seviyorken...
bir erkeğin buhran anında yolladığı bir mailden alıntı.
iyi adamlar NEDENSE çirkindirler. * Yakisikli adamlar NEDENSE iyi degildir. * Yakisikli ve iyi adamlar NEDENSE escinseldir. * Yakisikli, iyi ve heteroseksüel adamlar NEDENSE evlidir. * Çok yakisikli olmayip da iyi olan adamlarin NEDENSE parasi yoktur. * Çok yakisikli olmayip parasi çok olan adamlar NEDENSE bizim onların parasinin pesinde oldugumuzu düsünürler. * Yakisikli ama parasiz adamlar NEDENSE bizim paramizin pesindedirler. * Parasi olup, çok iyi olmayan ama nasilsa heteroseksüel olan adamlar NEDENSE yeterince güzel olmadigimizi düsünürler. * Güzel oldugumuzu düsünen heteroseksüel, biraz iyi ve parali adamlar NEDENSE korkaktir. * Biraz yakisikli, biraz iyi, bir miktar parasi olan ve heteroseksüel adamlar NEDENSE utangaçtir ve asla ilk hareketi yapmazlar. * Asla ilk hareketi yapmayan adamlar, insiyatifi biz ele aldigimizda NEDENSE otomatik olarak bize olan ilgilerini kaybederler.
sonuc......................
YİNE EVDE KALDIIIIKKKKKKKKKK ;
**ölsem kim ağlar listesi yapmak
**internette takılmak **gezmek **oje sürmek **banyoya girip saatlerce şarkı söylemek **arkadaşınla geyik yapmak **varsa halının desenlerini incelemek,desenlere mana yüklemek,anlam çıkarmaya çalışmak, hayallere
dalmak,yoksa karoları sayarak hayallere dalmak...maksat zaman geçirmek sonrada gider yatar insan bu yorucu günün ardından..
**uyumak, uyumak, uyumak...
**bilgisayar başında zaman öldürmek, müzik dinlemek, ders çalışmamak uğruna en saçma şeyleri **yapabilecek ruh hali...
**ya da yerde kaç tane marley var sayılabilir,
**patates salatası yapılabilir,
**tepeleme bir tabak hazırlanarak ev arkadaşı da sevindirilebilir,
**saçların uçlarındaki kırıklar tek tek koparılabilir,
**tırnak törpülenebilir,
**ders çalışmak gerektiği zaman, normalde uykuyu sevmeyen birisinin bile halisünatif yatak, yorgan, yastık objeleri ile haşır neşir olmaları kaçınılmazdır,
şu halde yapılacaklar arasında en güzeli uyumaktır. ama onun dışında normal şartlar altında sevimsiz
kabul edilen ya da külfet kategorisine giren tüm işler zevkle ve şevkle yapılır zaten. yeter ki o kitaplar, notlar sizden uzak dursun..
**'vizem var ama ders çalışmıyorum yahu ben napıyorum' diye ortalıkta dolanmak ona buna 'bak benim vizem var ama ben çalışmıyorum' demek. şevk anını beklemek.
**iki seçenekten biri ders çalışmaksa diğerinin seçilme olasılığı çok büyük olacağından kısaca herşey diyebiliriz.mesela
**pes oynamak,
**sözlüğe takılmak,
**adını bile duymamış olduğumuz iki takımın maçını izlemek,
**cep telefonunu karıştırıp eski mesajları tekrar tekrar okumak,
**bazen çok ileri gidip odayı toplamak vs.
**bilumum belgesel kanallarına takılmak. hem ders çalışmıyorsun hem de yeni şeyler görüp, öğrendiğin!! için vicdan azabı çekmemiş oluyorsun.
**her ne olursa olsun ders çalışmaktan iyidir.
|
|
|
|
|
|
|
Öyle başınız falan ağrımasın, nedir canım!
Hele elinizin hamuruyla erkek işine hiç karışmayın!
Of ya, biraz sıkıcı olun!
Çok konuşmayın!
Fikirlerinizi kendinize saklayın!
Kendi içinizde saklambaç oynayın gitsin!
Ulu orta bağırmayın!
Sakın beni örnek almayın!
Size küfür eden sürücüyü kravatıyla boğmayın hatta siz araba da kullanmayın!
Her sene bir çocuk yapın, çok lazım!
Sadece A ve B demeyi öğrenin yeter. Maazallah anlaşılması zor cümleler kurmayın!
Kariyerde neymiş, kariyer yapmayın!
Kadın programları çok eğitici mutlaka seyredin!
Hele Esra Ceyhan'ı hiç kaçırmayın!
Fazla soru sormayın!
Düşünmeyin hatta siz! Bence siz bitki olun! Birileri suyunuzu verirse büyüyün, vermezse ölün!
Kek yapın poğaça yapın falan!
Siyasetten anlamayın!
Hoş ben de anlamıyorum!
Aslında siz hiç bi şeyden anlamayın!
Ara sıra başınızı sallayın yeter!
Sakın ama sakın dünyayı değiştirmeye kalkmayın!
Özgürlük çığlıkları atmayın!
Kendi içinizde çelişkiler yaşamayın, dışınızda yaşayın!
Gereksiz şeyleri öğrenmeye kalkmayın!
Sakın meraklanmayın!
Her şeyi erkek yapar!
Geçim sıkıntısı çekmeyin!
Fiil çekin siz ara sıra yeter!
Kirayı kocanız öder!
Bir kocanız yoksa bir an önce sarışın olun!
Beyninizdeki fazlalıkları aldırıp, göğüslerinize ilave ettirin!
O zaman da nasılsa sevgiliniz öder!
Size soru soran olursa “biliyordum ama unuttum, ay neydi” deyiverin!
Sakın ama sakın hayat kavgası denen şeyle yorulmayın.
Ojeleriniz bozulur maazallah!
Kadınlar arası altın günleri falan düzenleyip, boş zamanlarınızda komşuculuk oynayın!
Sıra dışı fikirleriniz olmasın, son derece sıradan olun!
En büyük derdiniz kocanız, sevgiliniz ya da erkek arkadaşınızın “telefonunu neden açmadığı” olsun!
Sakın ha! Aldatıyor olmasın!
Dedikodu yapmayı sakın unutmayın, insanın beynini boşaltıyor canım!
Böyle gelin, böyle gidin...
Sakın değişmeye kalkmayın!
Aynen öyle, aynen öyle...
|
|
|
| . |
|
|
|
|
|
|
Kadın haklarından haberdar olabilir! Önce bir birey olduğunu hatırlayarak kendine güvenebilir! Ayaklarını yere sağlam basabilir! Toplumun ezilen tarafında olduğunu düşünerek bu olguyla yaşamaya devam etmeyebilir yani kendini ezdirmeyebilir! Haklı olduğu yerde kavgadan korkmayabilir! Haksız olduğu yerde kendini haklı çıkarmaya çalışmayarak, özür dileyebilir! Toplumsal bilincin kendisine yapıştırdığı pardon yakıştırdığı ne varsa oturup üzerinde bi daha düşünebilir ya da gözden geçirebilir! Mantığının kabul etmediği her şeyi reddebilir! Hiçbir tacize sessiz kalmayabilir! Korkup sinmek yerine hakkını arayabilir! Kocasından dayak yiyorsa “kocamdır döver de sever de” diye saçmalayarak, durumu sineye çekmeyebilir! Yetişkin yaşa gelince evlenip çocuk yapmayı kendine ilk görev edinmeyebilir! Koca eline bakmayabilir! Eğer isterse çocuk da bakabilir ama kariyer de yapabilir! Kendini geliştirebilir ve bu sayede çocuğunu daha iyi yetiştirebilir! Hayattan korkmayabilir! Bir kadın mutlaka erkekten daha estetiktir. Evini, barkını, kapısının önünü, sokağını mahallesini, şehrini ve ülkesini daha yaşanır bir hale getirebilir çünkü zevklidir! Oturup her sabah bön bön kadın programlarını seyretmekten vazgeçebilir! Cır cır cır çene çalmaktan ve dedikodu yapmaktan haz etmeyebilir! Başka bir kadını kıskanmayabilir boş zamanlarında mesela! Kadın, kadının dostu olabilir! Dünyaya gerektiğinde evet ama her zaman da kadınsı bir gözle bakmayabilir! Bir birey olarak sorumlulukları olduğunun farkına varabilir! Fikirlerini özgürce dile getirebilir! Zora geldiğinde gözyaşlarına boğulmayabilir! Biraz gerçekçi olabilir! Savaşta da aşkta da dik durabilir! Kendine iyi bakabilir ve bakımlı olmaya çok özen gösterebilir evet ama bunu takıntı haline getirmeyebilir! Tek derdi bozulan ojeleri olmayabilir! Aşka inanabilir evet ama aşkı hayatının ve dünyanın merkezine koymayabilir! Yapacak başka bir işi yokmuş gibi her an kocasının ya da sevgilisinin nerede olduğunu düşünüp durmayabilir ya da sormayabilir! Erkeği, kendisini koruyan bir baba şefkatçisi olarak görmekten vazgeçebilir. Kendi kendini koruyabilir! Fareden korkup ev ahalisini ayağa kaldırmayabilir! Her doğal ortama uyum sağlayabilir. Gerekirse odun da kırabilir! Ama odun kırarken de son derece çekici görünebilir! Lastik değiştirmeyi öğrenebilir bi ara! Alınganlığını ve ilgi beklerliğini sabır seviyesi hatta su seviyesi üstünde tutmayabilir! Boğmayabilir, daraltmayabilir... Kendinden başka şeylerle de ilgilenebilir! Kendi bildiği doğrudan şaşmayabilir. Doğruları için en azından mücadele edebilir! Doğurgan olduğunu hatırlayarak, aslında bu yeteneğini sadece çocuk doğurmak için kullanmayabilir! Her an sorun yaratmayabilir! Bir kadın güçlü ama aynı zamanda hassas, duygusal ve duyarlı olabilir! Neyse, devam edecek/tir…
|
|
|
|
| |
SIRP KASABI YAKALANDI !!!
Bosna trajedisinin baş mimarlarındandı. Tam 13 yıldır saklanıyordu.
Sırp kasabı yakalandı, Bosna da bayram var!...
Başta 8 bin Bosnalı yetişkin ve erkek çocuğun öldürüldüğü Srebrenitsa katliamı olmak üzere Bosna'da on binlerce kişinin öldüğü şiddet olaylarını organize etmekle suçlanan
'Tilki' lakaplı Karadziç, eski Yugoslavya Federasyonu'nda işlenen savaş suçlarını yargılamak için kurulan BM'ye bağlı uluslararası savaş suçları mahkemesinin en çok arananlar listesinin de başında bulunuyordu.
RADOVAN KARADZİÇ KİMDİR?
(Bana göre yalnızca pislik bir katildir ! ama bilgilendirmek açısından)
Eski Yugoslavya'da şimdi Karadağ topraklarında kalan Savnik bölgesinde doğan Karadziç, 1990'da Bosna-Hersek'te Sırbistan Demokrat Partisi'nin kurucu üyeleri arasındaydı.
Karadziç, 2 yıl sonra BM tarafından bağımsız devlet olarak tanınan Bosna'daki Sırp cumhuriyetinin başkanlık konseyinin üç üyesinden biri oldu.
Karadziç aynı yıl Bosna Sırp Cumhuriyeti'nin tek başkanı oldu ve 1996 yılına kadar silahlı kuvvetler başkomutanı ve devlet başkanı olarak görevlerini sürdürdü.
Karadziç'in hayatı 1992'de başlayan Bosna Savaşı'nın 1995 yılının sonunda bitmesiyle değişti. 250 binden fazla insanın öldüğünün tahmin edildiği ve 1.8 milyon kişinin evlerinden sürüldüğü Bosna Savaşı'nın bitmesinden sonra uluslararası savaş suçları mahkemesi Bosnalı Müslümanlar ve Hırvatlara karşı savaş suçu işlediği gerekçesiyle Karadziç'i resmen suçladı. yazılar buraya

|
|
Adam gibi adam oluyor da,'KADIN GİBİ KADIN' nasıl oluyor?
Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların, seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin.
Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...
Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beears'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.
Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi hayret tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.
Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.
Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.
Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...
Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.
Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....
Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak...Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri . Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek ,üstüne sevgili edinmeyecek.
Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...
Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...
Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle ,sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...
Öyle bir kadın işte... Vardır vardııııııııır!..
Sende adam olacaksın seçmesini bileceksin!
|
|
|
|
|
|
|
| |

| .
|
|
|
|
|
Evlilik "SAKIZ"a benzer. Çignemesini bilirsen iyi ve faydali... Çignemesini bilmezsen can sikici ve sinir bozucudur. Neden baska birseye degil de sakiza benzer?
1. Çünkü sakiz ne kadar faydali ve eglenceli olursa olsungerekli degildir. Çignemesen de olur.
2. Sakiz ilk zamanlar agiza ferahlik verir hos olur ama zamanla çürür ve tadi acilasir.
3. Çürüyen sakiz yapiskandir. Bulastigi yerden temizlemek, ondan kurtulmak çok zor,bazen imkansizdir.
4. Sakizin agizda biraktigi tadi sadece çigneyen bilir.Tatli mi yoksa aci mi oldugunu baska kimse bilemez.Onlar sadece senin sakizçignedigini bilirler o kadar.
5. Sakiz çene kemiklerini güçlendirir. Evlilik de öyle...Sürekli tartisma ve bagrisma zamanla çiftleringüçlü birer çene kemigine sahip olmasini saglar.
6. Sakiz çignerken baska birsey yiyemezsin yoksa sakiz bozulur...
7. Sakizin kagidini açip fikra veya fali okudugunuzda çok eglendirir gulersiniz. Ama bu çok kisa sürer.Evllilikteki balayina benzer.
8. Çam sakizi ya da hakiki damla sakizlari vardir. Kolay kolay çürümezler çignendigi sürece zevk verirler. Iste bu da ask evliligidenen olaydir.
9. Sakiz; sigarayi birakmak ve abur-cubur yememek için tercih edilir.
10 . Sakiz çigneme olayinin gerçeklesmesi için ezmek ve çignemek gerekir. Evlilikte de kim disliyse o ezer. Sakiz tokluk hissi verir.Karnin aç olsa da kendini tok hissedersin.
Sosyolog Ayfer MONOLOG
|
|
|
|
| |

| .
|
|
|
FAST FOOD AŞKLAR..
Nereye koşuyoruz bilmiyorum, bu acele niye, nereye yetişmeye çalışıyoruz, hayatı bir ucundan yakalamak ve onun peşinden sürüklenmek, yaşanabilme - yaşayabilme ihtimaline takılı kalmak, kaçırdığımız bir şeyler olduğu fikriyle her şeyi yarım yaşamak, sonunu tahmin ettiğimiz bir filmi yarıda bırakmak, ilk sayfasından sonra her kitaptan sıkılmak, başlamadan bitirmek.
Bizi böylesine değiştiren neydi? Bu kadar enerji ve akıl veren veren, her şeyi önceden bilmemizi sağlayan, bildiğimiz sonları yaşamamızı önleyen böylece bize zaman kazandıran, sabır ve emek kelimelerini zihinlerimizden silen şey neydi?
Evrimden önce 5 duyumuz vardı belki hatırlarsınız. Annenizin mutfağına girdiğinizde hoş kokular gelirdi burnunuza , sıcaklığını hissederdiniz ocaktaki yemeğin, tencerenin kapağının tıkırdadığını duyardınız, tabaklar masaya yerleştirilirken tadına bakardınız kimse görmeden, sonunda yemek için oturulduğunda ne yediğinizi görürdünüz gizlisi saklısı yoktu. Saatler alırdı ocaktan masaya gelmesi, beklerdiniz buğulanan camlara şekiller çizerken. Hiç kimse anneniz gibi yapamazdı o yemeği, anlardınız diğerlerinden farkını, aynı tat, aynı koku olmazdı. Yemek bittiğinde tatlı bir ağırlık çökerdi üstünüze, doyduğunuzu hissederdiniz, hemen kalkılmazdı masadan doygunluğun verdiği keyifle muhabbete başlanırdı. Etrafınızı saran mutluluğu hisseder tadını çıkarırdınız. Size evinizi hatırlatan annenizin mutfağı olurdu, onun kokusu olurdu özlediğiniz.
Yemek yeme kavramının yerini atıştırma aldı, biz de hayatlarımızı buna göre düzenledik, her anına yaydık yeni alışkanlığımızı. Hayalleri olan çocuklardık, ikna gücü yüksek, prezentabl gençler olduk, rüyalarımızı unuttuk. Giderek modernleştik=evrimleştik. Kullanmadığımız duyularımız köreldi, zaten ihtiyacımız kalmadığı için fark etmedik onların yok oluşunu. Alabildiğiniz tek koku kızarmış patates, sıcaklık yanmış yağın sıcaklığı , yediğimiz şeyin ne kadar boş olduğunu fark etmememizi sağlayan tuz aldığımız tat, kulaklarımızdaki sadece bir uğultu, ne yediğimizi göremiyoruz, bir parça ekmeğin arasına saklanıyor, bizde bakmamayı öğrendik, merak etmiyoruz onu. Yanında kola içip en azından birkaç saat midemizi şiş hissediyoruz, doyduğumuzu düşünüyoruz.
Fast-food mantığıyla yeniden kurduk hayatlarımızı. Mutfağa ihtiyacı kalmadı modern insanın, zamanını mutfakta geçirmesine gerek yoktu. Zamanı çok daha güzel, daha yaşanası olanlara ayırabilirdi. Emeği, sabrı, düşünmeyi, hissetmeyi unuttuk, bizim için her şey hazır, sadece kasanın önüne gitmek yeterli, orada sunulanlardan istediğimizi seçip atıştırabiliriz, hala eski günleri özleyen birkaç kişi kalmıştır diyerek türk usulü hamburgeri icad ettik, ev yemeği kavramını yarattık özlemi yok etmek için, onu da bugüne uyarladık ondaki emeği de yok ettik.
Aynı tatları aldık aynı olduk. Fast-food gençliği aynı annenin çocukları. Özlediklerimiz, istediklerimiz, yaşadıklarımız, aşklarımız aynı.
Hayatlarımızda, yediklerimiz gibi; hızlı, basit, tatsız anılarla pekişmeyen duyularımız, duygularımızı güdükleştirmiş. Dondurulmuş köftenin verdiği hazdan fazlasını aramıyoruz yaşadıklarımızda.
Fast-food felsefesi: zamanımız yok, yetişmemiz gereken bir hayat var.
Aynı annenin çocukları birbirimizi anlıyoruz, bir şey beklemiyoruz ne kendimizden ne de karşımızdakinden, kabullendik gecelik aşkları, sevgileri. Barlarda satılıyor artık, yine kasanın önüne gidip alıyorsunuz istediğinizi. Kokuları, tatları aynı, ne seçtiğiniz fark etmiyor. Doymayacağınızı biliyorsunuz ve yanında bolca bira içiyorsunuz, emek harcamıyorsunuz onun için, zaman değerli, zaman yaşanacak olana . Ne kadar çabuk tüketebilirseniz diğerlerine o kadar çok vakit kalıyor. Ne kadar tüketirseniz o kadar yaşadığınızı, doyduğunuzu sanıyorsunuz.
Hayallerimizi dondurucuya kaldırdık, unuttuk isteklerimizi.hoşça vakit geçiriyoruz. Aynı tatlar sardı etrafımızı ayıramaz olduk birbirinden. Gecelerden ibaret anılarımız unutulmuş yüzlere, adlara ait. Bilmiyoruz, yaşamadık ki unutulmuşluğun acısını,unutmuş olmanın hüznünü aşk sandık, sevgi sandık, doyduk sandık, yaşamayı vakit geçirmek sandık.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Güzel kadın gözü, iyi kadın gönlü okşar.Her ikisine kavuşmak büyük sanstır. » NAPOLEON
Kadın her şeyi affeder fakat asla unutmaz. » CONFICIUS
Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. » A.DUMAS FILS
Kadını güzel yapan Allah, sevimli yapan şeytandır. » VICTOR HUGO
Erkeklere sevgilerini sık söyleyen kadınlar en az seven kadınlardır. » SHAKESPEARE
Bir uygarlığın seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın. » STUART MILL
Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler. » HALiDE EDiP ADIVAR
Krallar da kadınlar da kendileri için yapılan her şeyin bir borç ödemesi olduğuna inanırlar. » BALZAC
Seven bir kadin icin sevdigi erkegin yuzu, ona tipki denizin denizciye gorundugu gibi gorunur. » HONORE DE BALZAC
Bir kadin, eger bir erkek onun eline dusmeden once kucagina dusebilseydi daha cazibeli olurdu. » AMBROSE BIERCE
Modasi hic gecmeyen birkac seyden biri de disi bir kadindir. » RALSTON
Tanri, kadinlari agzi laf yapan yakisikli erkeklerden korusun. » HONORE DE BALZAC
Kadinlarin erdemi, erkegin en buyuk kesfidir. » CORNELIA OTIS SKINNER
Bir kadina guzel oldugunu soylemeyin; ona baska bir kadinin onun gibi olamadigini soyleyin ve goreceksiniz ki bütün kapilar size acilacak. » JULES RENARD
Guzel bir kadin, gorenleri kibarca cildirtan bir resim gibidir. » RALPH WALDO EMERSON
Zeki bir kadin hazinedir. Guzel ve zeki bir kadin guctur. » GEORGE MEREDITH
Bir kaninin yuzundeki ifade, uzerindeki giysiden cok daha onemlidir. » DALE CARNEGIE
Bir kadin icin, soyle bir bakilmak bile gozden kacirilmaktan daha iyidir. » MAE WEST
Eger bir kadin yeterince hirsli, kararli ve yetenekliyse, yapamayacagi hic bir sey yoktur. » HELEN LAWRENSON
Dunya kadinsiz varolamaz. Gelecek bizim elimizde. » JOAN COLLINS
Kadinlar butun dunyada ikinci sinif yaratik olarak gorulurler, ama dunyayi bir arada tutanlarda onlardir. » PAM BROWN
Kadinlar insalara daha yumusak davranir. Biz insanlara cocuk eldivenleriyle dokunuruz. » SHIRLEY CAESAR
Kadinlar basarilarini elde ettikleri zenginliklerle degil, cevrelerinde biriktirdikleri sevgiyle olcerler. » LINDA MCFARLANE
Her zaman suna inandim: Bir kaninin basarisi baska bir kadinin basarisini hazirlar. » GLORIA VANDERBILT
Kadinlar omuz omuza siralandiklarinda aradan kimse gecemez. » LINDA MCFARLANE
Kahraman erkekler nasil da yakip yiktilar. Kahraman kadinlar nasil da hayata dondurduler. » PAMELA DUGDALE
Kadin tam bir dairedir. Icinde yaratma, besleme ve donusturme gucleri vardir. » DIANE MARIECHILD
|
|
|
|
| |

tosbağalrın Suyu bitmiş 2 tosbağa biz gideriz demiş
20 yıl gitmiş suyu bulmuşlar ama yanlarında kova getirmemişler
biri ben giderim demiş ama bu sudan hiç içmeyeceksin demiş tosbağa söz vermiş
sonra aradan 60 yıl geçmiş tosbağa
"bunun geleceği yok içiyim" demiş
tam içerken çalıların arkasından ses gelmiş
diğer tosbağa "böyle yaparsan gitmem" demiş :)
öpebilirsin..
Text is here-buraya yazılarınız ge
Gelini öpebilirsiniz... - öpecem tabii, bi sürü masraf yaptım.
- gelini öpebilirsiniz ! - biliyorum...
- öpebilirsiniz gelini ! - bırak abi, şımarmasın şimdi...
- evet ben de şişli belediyesinin bana verdiği yetki ile sizi karı- koca ilan ediyorum,
bu arada apla da kaymak gibiymiş sen opmiceksen ben öpebilirmiyim? - hoşt ulan sapık

- şimdi gelini öpebilirsin - imzaları attınız demi lan yoksa zina olur
-
buyrun gelini öpebilirsin - Sonra öpsem daha fantezili olur

-- gelini öpebilirsin.. --yok ben daha önce çok öptüm abi...şimdi
çamaşır bılaşık için aldım...
- gelini öpebilirsin... - emir almayı hiç sevmem dostum
- Gelini öpebilirsiniz? - Sarışın olan demi

liyor
ADAM: Çorabım nerede?
KADIN:bilmiyorum, hiç aramadı.
ADAM:Kusura bakma sevgilim, ben çıplak ayakla hiçbir espiriye gülemiyorum.
KADIN:O zaman çorabını giy, zira ben espiri yapmaya devam ediceğim.
ADAM:bulabilsem giyeceğim.
KADIN: Ohalde çorabını bulunca haber ver
ADAM:son kez soruyorum çorabım nerede?
KADIN: hayatım çorabını rehin almışım gibi davranma. Ne bileyim ben . Aynı evde yaşmaya başladığımızdan beri sen hep bu soruyu sorarsın ve ben hep aynı yanıtı veririm: Çoraplarının takipçisi değilim.
ADAM:Ama ben değişik bir yanıt alma umudumu umutsuzca sürdürüyorum.
KADIN:Çoraplarını birbirine sokup top yaptıktan sonra evin en ücra köşesine atmaktan vazgeçsen daha iyi değilmi?
ADAM:Lütfen şu çorap brifingine bir son verebilir misin ?
KADIN:bu telaşının sebebi nedir acaba ?
ADAM:Geç kaldım. KADIN: Nereye?
ADAM:Gitmem gereken yere
KADIN: Neresi orası?
ADAM:Bilmiyorum.
KADIN:Bilmediğin bir yere nasıl gideceksin ?
ADAM:Tarif üzerine.
KADIN:Gürbüz…….
ADAM:Efendim ?
KADIN: Ne oluyor?
ADAM:Yok biey çorapsızım ve geç kaldım hepsi bu.
KADIN:Kiminle buluşucaksın ?
ADAM:Bilmiyorum.
KADIN:Bilmediğin bir yerde tanıamdığın birisiyle buluşmaya gidiyorsun ?
ADAM:Evet. Ayrıca çorabımın nerede olduğunu bilmiyorum.Bugün hiçbişey bilmiyorum.
KADIN:Gürbüzcüüm sinirlenmeye başlamamın senin için bir sakıncası varmı ?
ADAM:Hayır yok, zaten ben de sinirliyim.
KADIN: Nereye gidiyorsun be adam?!
ADAM:Bir okurumla buluşacağım. beyoğlunda bir cafede.
KADIN:Okurunla ha ? Bir tahminde bulunmak istiyorum izninle, bu bir KADIN değil mi ?
ADAM:Bilmiyorum.
KADIN:Bir şeyide bil be ADAM!?
ADAM:Bana ikinci kez “ne ADAM” dedin. istersen üçüncü hakkını kullanma!
KADIN:O zaman sende biraz daha açıklayıcı konuşmaya başka istersen. mesela bu okurunun adı ne ?
ADAM: Nurten.
KADIN:Adı nurten ama sen KADIN olup olmadığını bilmiyorsun?
ADAM:Canım sadece isimden bunu anlayamazsın ki. Benim bi arkadaşım vardı mesela ismi Gülten’di.
KADIN:Ve erkekti öyle mi ?
ADAM:Hayır kadındı ama bir sürü erkek adaşının olduğundan söz etmişti……
KADIN:Gürbüz sabrımın sınırını merak ediyorsan hemen seni aydınlatıyım, tam ordayız. Yani bir adım daha atarsan sınırdışı olacaksın haberin olsun! Nerede tanıştınız bu kadınla ?
ADAM:Henüz tanışmadık, tanışmaya gidiyorum işte.
KADIN:İyi de tanışma isteğini bi şekilde belli etmiş olmalı değil mi ? yoksa sen hiç bilmediğin birinin seninle tanışmak istediğini nerden bileceksin ?
ADAM:Bu kız ya da erkek , her neyse bana sürekli mail gönderiyordu ve hep tanışma isteğini dile getiriyordu, sonunda bende tamam buluşalım dedim… Olay bundan ibaret
KADIN:…..Güzelll.
ADAM:……………………..
KADIN:Bir cafede ha ?
ADAM:Evet.
KADIN:Hoş bir kahve kokusu …. Beyoğlun’da olduğuna göre, entelektüel bir hava….. Belki uzaktan duyulan bi pipo aroması……Dipten gelen enstrümantal bir etnik müzik…..Ve bir yazarla bir okuruyn tadına doyulmaz edebiyat sohbeti.
ADAM:Çok güzel anlattın, bir tek şey dışında çorapsız bir yazarla bir okurun sohbeti .
KADIN:Akşam da bir bara gidersiniz herhalde.
ADAM: Saçmalama.
KADIN: Ne var bunda canım ? daha Nurten in Kadın olup olmadığı bile belli değil..
ADAM:…….Başka temiz çorap da yok, Allah kahretsin.
KADIN:Canım bu kadar sıkı giyinmene gerek yok zaten. belkide yakında soyunacaksın.
ADAM: Nasıl yani?
KADIN: Nurten kadınsa yani !
ADAM:Biraz abartmıyor musun ?
KADIN: Sevgilim eğer uygun bir bulamazsanız buraya getir, ben anneme giderim ne olcak ?
ADAM:Karıcığım ben bir yazarım ve bir okurum benimle şahsen tanışmak için yoğun bir çaba harcadı. Ben de sonunda tanışmayı kabul ettim, bütün meselebundan ibaret lütfen bilimkurgu hikayeleri anlatma
KADIN:Tabi canım tabi…. O yüzden bir saattir gözünün önündeki çorapları görmüyor ve boncuk boncuk terliyosun.
ADAM:Hani çoraplar?AAAaa…….
|