HNA's profilelove is life and life is...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Bir Aşkın YARATOMİSİ!


    “Güneş nereden doğar?” dedim.

    “Mezopotamya,”dedi. “Dicle ile Fırat’ın arasındaki bölgedir güneşin doğduğu yer. ”

    Dedim ki; “neden?”

    Dedi ki; “çünkü güneş doğudan doğar!”

    Dedim ki; “benim güneşim yok!”

    Dedi ki; “güneş herkesin güneşidir!”

    Dedim ki; “ben herkesin güneşini istemem!”

    Nereden bilebilirdi ki ne kadar zamandır karanlığa açtığımı gözlerimi ve nereden

    bilebilirdi ki ışığa hasretliğimi. Hem bilebilir miydi hiç, hangi duygudan vurulduğunu

    yüreğimin bir zamanlar, bi de ne kadar derin olduğunu yaramın üstelik ve nereden

    bilebilirdi ki hala kan damladığını her yerimden, ruhumdan ya da!

    Yaralıydım karşılaştığımızda! Bir savaşın hemen sonrasında, ölülerini sayıyordum

    içimin. İçimden değil, sesli sayıyordum. Duymuyordun ya da duymamış gibi

    yapıyordun. Sen hep kendini anlatıyordun. Ben, dinliyordum. Sorar nasılsa diyordum;

    “sahi sen nasılsın?” Sen hala kendini anlatıyordun... Bana bakıyordun ama

    görmüyordun. Halbuki gözlerimdeydi herşey; tüm açıklığıyla... Baksaydın, görürdün

    mutlaka...

    Savaş meydanında duruyordum ya, sen ise geçiyordun o sırada buradan ağır ve

    kendinden emin adımlarla... Tertemizdi üstün başın, yüzün parlaktı, ellerin benimkilere

    benzemiyordu hiç. Üstüm başım toz içindeydi, elbisem kirli griye dönmüştü

    beyazdan, saçlarım birbirine karışmıştı ve vücudumun her yerinde derin sıyrıklar vardı.

    Utandım biraz kendi halimden... Yorgundum üstelik; keşke dedim başka bir zamanda,

    başka bir yerde... Ama nihayetinde Tanrı insanları tam zamanında buluşturuyor!

     

    Ben yalvaran gözlerle bakıyordum sana, sen hep kendini anlatıyordun ve hala... Bazen

    başkalarını da! Hiç tanımadığım insanların hayat hikayelerini dinliyordum ben de parça

    parça... Benden o kadar uzaktaydı ki her şey ve bizden, bu yüzden bir türlü olmamız

    gerektiği kadar yakın olamadık! Demek istiyordum ki sana;

    “bak bana, gördüğünden ibaret değilim, bi bak bana!” ama demiyordum, ç

    ünkü sen o sırada başka bir şey anlatıyordun ve zaten göz bi tek

    bildiğini görebilir! Aslında tam diyecek gibi oluyordum bazen, sen başka yerlere

    bakıyordun o sırada da. Gözlerinde gördüm asıl olana uzaklığını! Sana nasıl

    söyleyebilirdim ki “fark et!” diye...

     

    Oysa ben sevmiştim sırf sen anlatıyorsun diye

    başkalarının hikayelerini de!Ama tesadüf değildi mutlaka hiç bir şey.

    Demiştim ki oysa, “belki acının da sonudur...” Sandım ki, geçmişten geleceğime yazdığım

    mektuplardan birini daha bulup okumuştun sende, bir deniz kenarındaki, kıyıya vurmuş

    bir şişedir dileklerim nihayetinde... Saracak olansın yaralarımı sandım ve hayal de bu ya,

    hemen kapanacaklar. Hadi yaralar başa çıkamayacağım kadar korkutucu olamazlar bu

    hayatta -ki bütün yaralarım geçicidir- ama sandım ki, en azından tutacaksın elimden,

    beni güneşin doğduğu yerlere götüreceksin; kendimden başka diyarlara ve olan

    bitenden... Ben uyuyacağım günlerce önce, zira yorgunum! Sonra uyanıp yeniden

    başlayacağım herşeye, daha önce hiç yaşamamışcasına... Neyse sanarım ben hep,

    kanarım bi de!

    Sen “ne yapmadığını” düşünmüyordun, düşünmediğin için de bulamıyordun bi türlü...

    Bu yüzden kendini hep "haklı" zannediyordun her uzaklaşmam da! Ben de bir şey

    söylemiyordum; “ne yapmadığını” ya da mesela “neyi yapmadığını!” Haklılık savaşlarından

    çok önce vazgeçmiştim çünkü! Daha ağır savaşların savaşçısıydım şimdi! Yapmak

    zorunda olduklarımla, olmak zorunda olduklarım vardı. Sen yaşamın çok derin bir

    yerinde duruyordun aslında ama derinlemesine değil, kıyısında geziniyordun

    kendinin, dolayısıyla benim de kıyılarımda...Dalman için önce atlaman gerek! Ama can

    yeleği olmaz!

     

    Şimdi sen kendini hep haklı görensin hala... Ben ise düşünmeyeceğim bile “hak” ve

    “haklılıklar” üzerine... Gerçek olan tek bişey var.; benim güneşim olsaydın, ben bu satırları

    karanlıkta yazıyor olmazdım! Ben savaş meydanına geri döndüm diyeceğim

    de, hiç ayrılmamışım ki aslında! Senle de savaşmışım, sensiz de. Sen ise her neredeysen

    bilmelisin ki; bir mucize isen; tüm varlığınla kanıtlamak zorundasın bunu- ki inanayım.

     

    Tanrı bu yüzden gerçektir!

     

    Diyorsun ki; “her şeyi sildin gittin...”

    Diyorum ki; "ben aynı savaşta daha önce yenilmiştim!”


     

    Comments

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    Trackbacks

    Weblogs that reference this entry
    • None